ANATAŞINMAZIN ÇATISINA ( DAMINA) GÜNEŞ ENERJİSİ SİSTEMİ KURULABİLİR Mİ?
Yargıtayın yerleşmiş uygulamalarına göre; projede yer alması bile diğer kat maliklerinin onayının alınmasına gerek görülmeksizin ana taşınmazın ortak yerlerinde güneş enerjisi sisteminin kurulmasına belli koşullarla izin verilmektedir. Bu koşullar; sistemin tekniğine uygun olarak inşa ve monte edilmiş olması, zarar verici durumların giderilmesi için her türlü önlemin alınmış bulunması, bu tesisin bağlı olduğu bağımsız bölüme özgülenen arsa payına tekabül eden orandan fazlasını kapsamaması, ana yapıdaki tüm bağımsız bölümler için çatıda aynı tesisin kurulması durumunda her birine yeterli alanın bulunması ve bu tesislerin hiçbir şekilde ana yapıya (yapının taşıyıcı sistemlerine ve bağımsız bölümlere) zarar vermemesi gerekir.
Bu hususa ilişkin olarak Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 25.03.2003 tarih ve 2003/938 E. 2003/2286 K. sayılı ilamı;
“Dava dilekçesinde çatıda bulunan güneş enerji sistemlerinin ve anten sisteminin sökülmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde, davalıların mimari projeye aykırı olarak çatıya güneş enerjisiyle ısıtma sistemi ve anten sistemi kurduklarını, bunların su sızdırmasından dolayı yağışlı havalarda binanın rutubet aldığı ve çatıya ilave yük bindirdiği gerekçesiyle bu sistemlerin kaldırılmasını istemiştir.
Mahkemece anten ve güneş enerjisi sistemlerinin sökülmesi talebi reddedilerek yerinde yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda gerekli tamiratı yaptırmak üzere davalılara süre verilmiş ise de bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
1- Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre; projede yer alması bile tüm kat maliklerinin onayının alınmasına gerek görülmeksizin ana taşınmazın ortak yerlerinde güneş enerjisi sisteminin kurulmasına belli koşullarla izin verilmektedir. Bu koşullar; sistemin tekniğine uygun olarak inşa ve monte edilmiş olması, zarar verici durumların giderilmesi için her türlü önlemin alınmış bulunması, bu tesisin bağlı olduğu bağımsız bölüme özgülenen arsa payına tekabül eden orandan fazlasını kapsamaması, ana yapıdaki tüm bağımsız bölümler için çatıda aynı tesisin kurulması durumunda her birine yeterli alanın bulunması ve bu tesislerin hiçbir şekilde ana yapıya (yapının taşıyıcı sistemlerine ve bağımsız bölümlere) zarar vermemesi gerekir.
Somut olayda, bilirkişinin yerinde yaptığı inceleme sonucu düzenlenen raporda, dava konusu edilen güneş enerji sistemlerinin ana yapının ortak yerlerinden olan terasta tekniğine uygun biçimde kurulduğu, bağlı olduğu bağımsız bölüme özgülenen arsa payı oranını aşmadığı, binanın statiğini tehlikeye sokmadığı, alt kata sızan suların önlenmesi için ise ayaklarına çinko lehimle pabuç bağlanması, döşemeyle birleştiği yerin çimento harcıyla sıvanması ve şamandıralarının tamir edilmesi gerektiği belirtilmiş; ancak, bu yerde tüm bağımsız bölüm maliklerinin aynı tesisi kurması için hepsine yetecek alanın bulunup bulunmadığı ve böyle bir tesisi ana yapıdaki tüm bağımsız bölüm maliklerinin kurmuş olması durumunda yapının taşıyıcı sistemlerine zarar verip vermediği konusunda herhangi bir inceleme ve açıklama yapılmamıştır.
Bu durumda mahkemece, ana yapıdaki bütün bağımsız bölümlerin her birisi için yeterli alanın bulunup bulunmadığı ve böyle bir tesisi tüm bağımsız bölüm maliklerinin kurması halinde binanın taşıyıcı sisteminin (statiğinin) zarar görüp görmeyeceği hususu bilirkişiye mahallinde yeniden incelettirilip ek rapor alınmalı ve buna göre tüm koşulların gerçekleştiğinin anlaşılması durumunda bilirkişinin esas raporunda önlem olarak öngörülen döşemeyle birleştiği yerin çimento harcıyla sıvanması, sistemin ayaklarına lehimle çinko pabuç bağlanması ve şamandıranın tamiri için davalılara uygun bir süre tanınması gerektiği dikkate alınmadan eksik incelemeyle karar verilmesi,
2- Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarında, Kat Mülkiyeti Yasasının 16. maddesi uyarınca ana taşınmazın ortak yerlerine arsa payları oranında ortak mülkiyet hükümlerine göre malik ve arsa payları oranında kullanma hakkına sahip olan kat maliklerinin güneş enerjisi sisteminde olduğu gibi çağdaş yaşamın zorunlu ihtiyaçlarından olan televizyon anteninin de, aşağıda açıklanan koşullara uygunluk bulunması halinde ana yapının çatısına veya taşınmazda uygun başka bir ortak yere konulmasına diğer kat maliklerinin muvafakati aranmadan izin verilmektedir.
Somut olayda davacılar tarafından davalıların çatıya anten kurdukları ve bunların çatıya ilave yük getirdiği ve bağımsız bölümlere zarar verdiği ileri sürülerek sökülüp kaldırılması istenildiğine göre bu antenlerin mevcut olup olmadığı, binada merkezi sistem antenin yokluğu veya var olan sistemden davalıların yararlanmalarının olanaksız bulunması ve benzeri nedenlerle çatıya ayrı anten konulmasında bir zorunluluk bulunup bulunmadığı, zorunluluk varsa binadaki her bağımsız bölüm aynı şekilde anten kurması durumunda çatıda yeterli alan bulunup bulunmadığının, sistemin bağımsız bölüme özgülenmiş arsa payını aşıp aşmadığının, antenlerin bağımsız bölümlere ve ana yapıya zarar verip vermeyeceğinin, zarar veriyorsa veya vermesi muhtemelse alınacak önlemlerin neler olduğunun belirlenmesi için de bilirkişiye inceleme yaptırılıp rapor alınması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu konuda hiçbir araştırma ve inceleme yapılmaksızın yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda, açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.3.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.”
Bu hususa ilişkin olarak Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 28.11.2006 tarih ve 2006/6943 E. 2006/9821 K. sayılı ilamı;
“Dava dilekçesinde projeye aykırı olarak kapatılan balkonun eski hale getirilmesi ve çatıya kurulan güneş enerjisi sisteminin kaldırılması istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Kat Mülkiyeti Yasası'nın 19. maddesi hükmüne göre, kat maliklerinden her biri anataşınmazın mimari durumunu titizlikle korumaya mecburdur ve tüm kat maliklerinin rızası olmadıkça anataşınmazın ortak yerlerinde onarım, tesis ve değişiklikler yaptırılamaz. Bu bağlamda, anataşınmazın mimari projesinde yapılacak değişiklere de tüm bağımsız bölüm maliklerinin serbest iradeleri ile onay vermiş olması gerekir. Öte yandan, anılan Yasa'nın 16. maddesi hükmüne göre de, kat malikleri anagayrimenkulün bütün ortak yerlerine ortak mülkiyet hükümlerine göre malik olup, bu yerleri, aksine sözleşme olmadıkça her kat maliki arsa payı oranında kullanma hakkına sahiptir. Bu kullanma da, ortak yerin özgülendiği yada durumunun gerektirdiği faydalı bir amaca uygun olmalıdır.
Açıklanan bu hükümler çerçevesinde, Yargıtay uygulamalarında kural olarak bütün kat maliklerinin yazılı onayı alınmış olmadıkça ortak yerlerde tesis ve değişiklik yapılamayacağı kabul edilmekte ise de, bütün kat malikleri yönünden ekonomik bir ısınma aracı olduğu kadar ülke ekonomisine de önemli bir katkı sağladığı sonucuna varılarak bazı koşullarda projesinde mevcut olmasa da kat mülkiyetli binanın teras, çatı ve benzeri ortak yerlerinde güneş enerjisi ile su ısıtma sisteminin tesisine izin verilmektedir. Buna göre, çatıda veya terasta kurulacak güneş enerji sisteminin kaplayacağı alanın kat malikinin bağımsız bölümünün arsa payına isabet edecek alanı aşmaması, çatıda bu iş için anayapıdaki bütün bağımsız bölümlere yetecek kadar -tesis kurmaya elverişli- alanın mevcut olması, bütün bağımsız bölümlerin bu sistemi kurması halinde anayapının statiğinin zarar görmemesi ana koşulları ve sistemin çatıda uygun konumda bir yere bağımsız bölümlere zarar verilmemesi için teknik bütün önlemler alınmak suretiyle monte edilmesi aranmaktadır.
Sistemin tekniğine uygun yapılmamış olması veya zarar verilmemesi için gerekli önlemlerin -su toplama havuzu, tahliye borusu gibi- alınmamış olması halinde, bu eksikliklerin giderilmesi bakımından davalılara mahkemece önel verilmesi mümkün ise de, yukarıda sayılan diğer ana koşullardan sadece birisinin bulunmaması sistemin kurulmasına engel teşkil edeceği gibi kurulmuş olanın da sökülüp kaldırılmasını gerektirir.
Somut olayda, anataşınmazın yerinde yaptırtılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, davalılara ait güneş enerji sisteminin yukarıda açıklanan koşullara uygun olup olmadığı araştırılmamış, yalnız anayapının statiğine etkisi olmadığı açıklanmış olmakla, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak doğrudan tesisin kaldırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla, yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.”
Bu hususa ilişkin olarak Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 19.10.2015 tarih ve 2015/1333 E. 2015/14755 K. sayılı ilamı;
“Dava dilekçesinde, çatıda bulunan güneş enerji sisteminin sökülerek çatının eski hale getirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı tarafın ortak yer olan çatıya güneş enerjisi panelleri koyduğunu, bu nedenle dairesine su aktığını ve zarar gördüğünü, söz konusu parsellerin projeye aykırı olduğunu ileri sürerek, el atmanın önlenmesi ile güneş enerjisi sistemlerinin kaldırılmasını istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu içeriğinden; davacıya ait bağımsız bölümün tavanında çatıdan sızan sular neticesi yer yer rutubetlenmelerin olduğu, bu sızıntının güneş enerji sistemlerinin demir ayakları ile çatı kaplamasının birleşim noktalarının arasından geldiği, bu kısımlara köpük sıkılarak, beton üzerine yer yer sıva yapılmasının faydasının olmadığı, anataşınmazın mimari projesinde çatı planında 17,5m² alanlı güneş enerjisi tablasının bulunduğu, bu tablanın merdiven boşluğu üzerinde bulunması nedeniyle güneş ışığından yararlanmak için güneş enerjisi tablası döşeme betonunun yerine cam kaplama yapıldığı, güneş enerjisi sistemlerinin de projeye aykırı olarak davacı dairesinin üzerine konulduğu, 1 güneş enerjisinin 2,5- 3 m² yer kapladığı, 17,5 m² alana 6 adet güneş enerjisi sığabileceği, çatıda ise 17 adet güneş enerjisi bulunduğundan güneş enerjileri için ayrılan alana tümünün sığmayacağı, mevcut çatı üzerinde güneş enerjilerinin bulunduğu kısmın daha detaylı izolasyonla ve membran uygulanarak zararın önlenebileceği konusunda kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasasının 19. maddesinin birinci fıkrasına göre, kat malikleri anataşınmazın bakımı ve mimari durumu ile güzelliğini ve sağlamlığını titizlikle korumaya mecburdurlar. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre; kat maliklerinden biri, bütün kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça anataşınmazın ortak yerlerinde inşaat, onarım, tesis ve değişiklik yaptıramaz. Öte yandan Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre de, projesinde bulunmasa dahi diğer kat maliklerinin muvafakatı alınmaksızın çatı veya terasta güneş enerjisi sisteminin kurulmasına; tesisatın ait olduğu bağımsız bölüm malikinin arsa payına tekabül eden orandan fazla bir alanı kaplamaması, tekniğine uygun olarak inşa ve monte edilmiş bulunması, ana binadaki bütün kat maliklerinin her birinin bu yerlerde güneş enerjisi sistemi kurmaları halinde yeterli alanın mevcut bulunması ve bu tesisatların ana binanın taşıyıcı sistemine zarar vermemesi, zarar verici durumların giderilmesi ve arıza olduğunda bina ile diğer bağımsız bölümlere gelebilecek bir zararın önlenmesi konusunda her türlü tedbirlerin alınmış olması kaydıyla izin verilmekte; bu koşulların hatalı veya
eksik yerine getirilmesinden ya da bakım ve onarımın aksatılması sonucu zarar verici eksiklik veya
arızanın ortaya çıkması halinde de mahkemece bu hususta bilirkişi tarafından belirlenecek yanlışlık veya eksikliklerin giderilmesine, gerekli önlemlerin alınmasına karar verilmektedir.
Somut olayda; inşaat bilirkişi tarafından verilen raporda güneş enerjilerinin bulunduğu kısmın daha detaylı izolasyonla ve membran uygulanarak zararın önlenebileceği açıklanmış olup güneş enerjisi sisteminin tekniğine uygun inşa ve montajının yapılıp yapılmadığı, çatı üzerinde güneş enerjisi sistemi kurmak için her bağımsız bölüm malikine yeterli alan bulunup bulunmadığı, söz konusu sistemlerin tüm kat maliklerince çatıya kurulması durumunda anayapının statik sisteminin olumsuz etkilenip etkilenmeyeceği hususunda görüş bildirilmemiştir. Bilirkişiden bu hususlarda ek rapor alınarak sonucuna göre ve gerektiğinde tespit edilecek eksiklik ve yanlışlıkların giderilmesi ve gerekli önlemlerin alınmasına karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle güneş enerji sistemlerinin kaldırılması yönünde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.”
Bu hususa ilişkin olarak Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 15.12.2014 tarih ve 2014/10480 E. 2014/18283 K. sayılı ilamı;
“ÖZETİ: Somut olayda; güneş enerjisi sisteminin yukarıda açıklanan Yargıtay uygulamalarına uygun bir şekilde kurulup kurulmadığı tam olarak saptanmadığı gibi, güneş enerji sistemlerinin hangi kat malikine ait olduğu da belirlenmemiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, öncelikle su kaçırdığı belirlenen güneş enerji sistemlerinin kime ait olduğunun tek tek tespit edilmesi, sonrasında da bu işlerden anlayan uzman bilirkişilerle yeniden yapılacak keşifte mevcut güneş enerji sistemlerinin binanın statik yapısına ve diğer kat maliklerine zarar verip vermediği etraflıca araştırılarak düzenlenecek rapor ve oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, eksik düzenlenen bilirkişi raporlarına itibar edilerek hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Dava dilekçesinde, davalıların ortak alana güneş ısı sistemi koymak suretiyle müdahalesinin men'i ile davalının uğramış olduğu 300 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın davalı Orhan yönünden reddine, Ahmet yönünden açılmamış sayılmasına, diğer davalılar yönünden kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar Nurhan ve Serpil tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun incelenmesinde; anataşınmazın çatısında bulunan 2 adet güneş enerji sistemlerinden sızan suların davacıya ait 17 nolu bağımsız bölümün tavanında 300 TL hasara neden olduğu, çatıda tüm bağımsız bölümler için güneş ısı sistemi kurmak için yeterli alan bulunduğunun tespit edildiği ancak güneş enerji sistemlerinin hangi kat malikine ait olduğu ve binanın statik yapısına zarar verip vermediği hususunda bir değerlendirme yapılmamıştır.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasasının 19. maddesinin birinci fıkrasına göre, kat malikleri anataşınmazın bakımı ve mimari durumu ile güzelliğini ve sağlamlığını titizlikle korumaya mecburdurlar. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre; kat maliklerinden biri, bütün kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça anataşınmazın ortak yerlerinde inşaat, onarım, tesis ve değişiklik yaptıramaz. Öte yandan Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre de, projesinde bulunmasa dahi diğer kat maliklerinin muvafakatı alınmaksızın çatı veya terasta güneş enerjisi sisteminin kurulmasına; tesisatın ait olduğu bağımsız bölüm malikinin arsa payına tekabül eden orandan fazla bir alanı kaplamaması, tekniğine uygun olarak inşa ve monte edilmiş bulunması, ana binadaki bütün kat maliklerinin her birinin bu yerlerde güneş enerjisi sistemi kurmaları halinde yeterli alanın mevcut bulunması ve bu tesisatların ana binanın taşıyıcı sistemine zarar vermemesi, zarar verici durumların giderilmesi ve arıza olduğunda bina ile diğer bağımsız bölümlere gelebilecek bir zararın önlenmesi konusunda her türlü tedbirlerin alınmış olması kaydıyla izin verilmekte; bu koşulların hatalı veya
eksik yerine getirilmesinden ya da bakım ve onarımın aksatılması sonucu zarar verici eksiklik veya arızanın ortaya çıkması halinde de mahkemece bu hususta bilirkişi tarafından belirlenecek yanlışlık veya eksikliklerin giderilmesine, gerekli önlemlerin alınmasına karar verilmektedir.
Somut olayda; güneş enerjisi sisteminin yukarıda açıklanan Yargıtay uygulamalarına uygun bir şekilde kurulup kurulmadığı tam olarak saptanmadığı gibi, güneş enerji sistemlerinin hangi kat malikine ait olduğu da belirlenmemiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, öncelikle su kaçırdığı belirlenen güneş enerji sistemlerinin kime ait olduğunun tek tek tespit edilmesi, sonrasında da bu işlerden anlayan uzman bilirkişilerle yeniden yapılacak keşifte mevcut güneş enerji sistemlerinin binanın statik yapısına ve diğer kat maliklerine zarar verip vermediği etraflıca araştırılarak düzenlenecek rapor ve oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, eksik düzenlenen bilirkişi raporlarına itibar edilerek hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.”
Bu hususa ilişkin olarak Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 04.11.2003 tarih ve 2003/6872 E. 2003/8579 K. sayılı ilamı;
“.ÖZETİ: Çatıda veya terasta kurulacak güneş enerji sisteminin kaplayacağı alanın kat malikinin bağımsız bölümünün arsa payına isabet edecek alanı aşmaması, çatıda bu iş için anayapıdaki bütün bağımsız bölümlere yetecek kadar -tesis kurmaya elverişli- alanın mevcut olması, bütün bağımsız bölümlerin bu sistemi kurması halinde anayapının statiğinin zarar görmemesi ana koşulları ve sistemin çatıda uygun konumda bir yere bağımsız bölümlere zarar verilmemesi için teknik bütün önlemler alınmak suretiyle monte edilmesi aranmaktadır.
Dava dilekçesinde Kat Mülkiyeti Kanununun 18 ve 19. maddesine aykırılıkların giderilmesi ana taşınmazın çatısının ıslahı, bağımsız bölümde meydana gelen zararın tazmini istenilmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili ile davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Kat Mülkiyeti Yasasının 19 uncu maddesi hükmüne göre kat maliklerinden herbiri ana taşınmazın mimari durumunu titizlikle korumaya mecburdur ve tüm kat maliklerinin rızası olmadıkça ana taşınmazın ortak yerlerinde onarım, tesis ve değişiklikler yaptırılamaz. Bu bağlamda, anataşınmazın mimari projesinde yapılacak değişiklere de tüm bağımsız bölüm maliklerinin serbest iradeleri ile onay vermiş olması gerekir. Öte yandan, anılan Yasanın 16 ncı maddesi hükmüne göre de kat malikleri ana gayrimenkulün bütün ortak yerlerine ortak mülkiyet hükümlerine göre malik olup bu yerleri, aksine sözleşme olmadıkça her kat maliki arsa payı oranında kullanma hakkına sahiptir. Bu kullanmada, ortak yerin özgülendiği ya da durumunun gerektirdiği faydalı bir amaca uygun olmalıdır.
Açıklanan bu hükümler çerçevesinde yürütülen Yargıtay uygulamalarında kural olarak bütün kat maliklerinin yazılı onayı alınmış olmadıkça ortak yerlerde tesis ve değişiklik yapılamayacağı kabul edilmekte ise de, bütün kat malikleri yönünden ekonomik bir ısınma aracı olduğu kadar ülke ekonomisine de önemli bir katkı sağladığı sonucuna varılarak bazı koşullarda projesinde mevcut olmasa da kat mülkiyetli binanın teras, çatı ve benzeri ortak yerlerinde güneş enerjisi ile ısınma sisteminin tesisine izin verilmektedir. Buna göre çatıda veya terasta kurulacak güneş enerji sisteminin kaplayacağı alanın kat malikinin bağımsız bölümünün arsa payına isabet edecek alanı aşmaması, çatıda bu iş için anayapıdaki bütün bağımsız bölümlere yetecek kadar -tesis kurmaya elverişli- alanın mevcut olması, bütün bağımsız bölümlerin bu sistemi kurması halinde anayapının statiğinin zarar görmemesi ana koşulları ve sistemin çatıda uygun konumda bir yere bağımsız bölümlere zarar verilmemesi için teknik bütün önlemler alınmak suretiyle monte edilmesi aranmaktadır.
Sistemin tekniğine uygun yapılmamış olması veya zarar verilmemesi için gerekli önlemlerin -su toplama havuzu, tahliye borusu gibi- alınmamış olması halinde bu eksikliklerin giderilmesi bakımından davalılara mahkemece önel verilmesi mümkün ise de yukarıda sayılan diğer ana koşullardan sadece birisinin bulunmaması sistemin kurulmasına engel teşkil edeceği gibi kurulmuş olanın da sökülüp kaldırılmasını gerektirir.
Açıklanan nedenlerle bilirkişinin asıl ve ek raporlarında, bütün bağımsız bölümler için anayapının çatısında uygun yerlerde güneş enerjisi sisteminin kurulması halinde binanın statiğine zarar vereceği ve çatı arasındaki su depolarının kurulması için kat maliklerinin muvafakatının bulunmadığı belirtilmiş olması karşısında çatıdaki 2 adet güneş enerjisi sisteminin ve çatı arasındaki 7 adet su deposunun tümünün sökülüp kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle bunların bir takım teknik eksikliklerinin giderilmesi için önel verilip, bu sürede gereğinin yapılmaması durumunda kaldırılmaları yolunda karar verilmiş olması,
2-Tazminine karar verilen zarar haksız eylemden kaynaklandığı cihetle, zararın oluştuğu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiği gözetilerek ve ancak taleple bağlı kalınıp davadan önceki tespit tarihinden faiz hesaplanması yerine dava tarihinin faize başlangıç alınmış olması, Doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 4.11.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.”
Bu hususa ilişkin olarak Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 22.03.2005 tarih ve 2005/386 E. 2005/2606 K. sayılı ilamı;
“DAVA: Dava dilekçesinde çatıda bulunan davalılara ait güneş enerji sistemlerinin kaldırılması istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
KARAR: Dava, kat mülkiyetli anayapının çatısına kurulan güneş enerji sisteminin kaldırılması istemine ilişkindir.
Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre, ortak yer olan çatıya güneş enerjisi sisteminin kurulması için Kat Mülkiyeti Yasasının 19. maddesi hükmünde öngörülen tüm kat maliklerinin rızasının alınmasına gerek olmamakla birlikte bu sistemin anayapıya ve bağımsız bölümlere zarar vermemesi, sistemden yararlanan bağımsız bölümün arsa payını aşmaması ve aynı sistemi kurabilmeleri için çatıda her bir bağımsız bölüme yetecek bir alan bulunması gerekir.
Dosyada toplanan bilgi ve belgelerden, özellikle yerinde yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporu içeriğinden anayapının çatısı üzerine kurulmuş bulunan dava konusu güneş enerİisi sistemlerinin anayapıya zarar verdiği, ayrıca alt katlardaki bağımsız bölümlerde hasara yol açtığı, tekniğine uygun biçimde yapılmadığı, aynı nitelikteki sistemin kurulması için çatıda tüm kat maliklerine yeterli bir alanın olmadığı anlaşılmakla mahkemece sonucu itibariyle davanın kabulü ile dava konusu güneş enerjisi sistemlerinin kaldırılmasına karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
SONUÇ: Bu itibarla temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile yukarıda açıklanan gerekçeyle mahkeme kararının ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 22.03.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.”
Bu hususa ilişkin olarak Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 12.11.1992 tarih ve 1992/9553 E. 1995/11126 K. sayılı ilamı;
“ÖZETİ: Mahkemece bilirkişiden ek rapor alınarak güneş enerjisi ile ısıtma sistemlerinin kurulmasına izin verilmesi için açıklanan koşullar doğrultusunda ve davacı ile diğer kat maliklerine zarar tevlit etmemek üzere alınacak tedbirle güneş enerjisi sisteminin kurulmasının mümkün olup olmadığı saptanmalı ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece kat malikleri kurulu kararı olmadığı gerekçesi ile davanın kabulü doğru görülmemiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre ilke olarak anabinanın mimari projesinde öngörülmüş olmasa bile yönetim planında açıkça yasaklanmamış olduğu takdirde anabinaya ve diğer kat maliklerine zarar vermemek ve onu tesis eden malikin arsa payı oranını geçmemek koşullarıyla güneş enerjisi ile ısıtma sistemlerinin kurulmasına izin verilmektedir.
Mahkemece bilirkişiden ek rapor alınarak yukarıdaki koşullar doğrultusunda ve davacı ile diğer kat maliklerine zarar tevlit etmemek üzere alınacak tedbirle güneş enerjisi sisteminin kurulmasının mümkün olup olmadığı saptanmalı ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece kat malikleri kurulu kararı olmadığı gerekçesi ile davanın kabulü doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.11.1992 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu hususa ilişkin olarak Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 11.11.2010 tarih ve 2010/11809 E. 2010/15089 K. sayılı ilamı;
“…Dava dilekçesinde, çatıda kurulu bulunan güneş enerjisi sistemlerinin kaldırılması ve çatının bakımı hakkında alınan ancak uygulanmayan kat malikleri kurulu kararının uygulanmasına karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılardan Yücel Pektekin tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
KARAR : Davacılar dava dilekçesinde, anataşınmazın çatısının su akıtması nedeniyle bağımsız bölümlerinin hasar gördüğünü, çatıda bulunan güneş enerjisi sistemlerinin yasal şartlara uygun olmadığını, kurulu sistem nedeniyle çatıya bakım yapılamadığını ve çökme tehlikesi bulunduğunu, tüm maliklerin aynı sistemi kurmaları halinde anayapının statiğine zarar vereceğini ileri sürerek çatıya bakım yapılmasına, bunun için de güneş enerjisi sistemlerinin kaldırılmasına karar verilmesini istemiş, mahkemece kat maliklerince çatının tadilatına yönelik alınmış kararın uygulanması için çatıda mevcut güneş enerjisi sistemlerinin kaldırılmasına, davalıların kaldırmamaya yönelik müdahalelerinin önlenmesine karar verilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerle özellikle bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, dava konusu taşınmazın 14 dükkan ve 46 mesken nitelikli 60 bağımsız bölümden oluştuğu, güneş enerjisi sistemlerinin ve çatı hasarlarının akıntıya neden olduğu, sistemlerin ayak kenar saçlarının ve sehpa profillerinin çatıdan geçtiği kısımların tecritlerinin iyi yapılmadığı, sisteme ait boru vs.nin elden geçirilmesinin, tahliye borularının yağmur oluklarına uzatılmasının gerektiği, çatıda güneş enerjisi monte edilebilecek alanın 595 m² olup halen 12 adet güneş enerjisi sisteminin kurulu bulunduğu, yapılan hesaplamada 46 bağımsız bölüm için 388.70 m² yer kaplayacağı, bu durumda yeterli alan olduğu ve statiğe zarar vermeyeceğinin belirtildiği ancak tüm bağımsız bölümlerin dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır.
Kat Mülkiyeti Yasasının 19. maddesi hükmüne göre kat maliklerinden herbiri ana taşınmazın mimari durumunu titizlikle korumaya mecburdur ve tüm kat maliklerinin beşte dördünün rızası olmadıkça ana taşınmazın ortak yerlerinde onarım, tesis ve değişiklikler yaptırılamaz. Anılan Yasanın 16. maddesi hükmüne göre de kat malikleri anagayrimenkulün bütün ortak yerlerine ortak mülkiyet hükümlerine göre malik olup bu yerleri, aksine sözleşme olmadıkça her kat maliki arsa payı oranında kullanma hakkına sahiptir.
Açıklanan bu hükümler çerçevesinde yürütülen Yargıtay uygulamalarında, kural olarak, kat maliklerinin beşte dördünün yazılı onayı alınmış olmadıkça ortak yerlerde tesis ve değişiklik yapılamayacağı kabul edilmekte ise de, bütün kat malikleri yönünden ekonomik bir ısınma aracı olduğu kadar ülke ekonomisine de önemli bir katkı sağladığı sonucuna varılarak bazı koşullarda projesinde mevcut olmasa da kat mülkiyetli binanın teras, çatı ve benzeri ortak yerlerinde güneş enerjisi ile ısınma sisteminin tesisine -yönetim planı veya kat malikleri kurulu kararlarıyla yasaklanmış olmadıkça- izin verilmektedir. Buna göre çatıda veya terasta kurulacak güneş enerji sisteminin kaplayacağı alanın kat malikinin bağımsız bölümünün arsa payına isabet edecek alanı aşmaması, çatıda bu iş için anayapıdaki bütün bağımsız bölümlere yetecek kadar tesis kurmaya elverişli- alanın mevcut olması, bütün bağımsız bölümlerin bu sistemi kurması halinde anayapının statiğinin zarar görmemesi ana koşulları ve sistemin çatıda uygun konumda bir yere bağımsız bölümlere zarar verilmemesi için teknik bütün önlemler alınmak suretiyle monte edilmesi aranmaktadır. Sistemin tekniğine uygun yapılmamış olması veya zarar verilmemesi için gerekli önlemlerin -su toplama havuzu, tahliye borusu gibi- alınmamış olması halinde bu eksikliklerin giderilmesi bakımından davalılara mahkemece önel verilmesi mümkün ise de, yukarıda sayılan diğer ana koşullardan sadece birisinin bulunmaması sistemin kurulmasına engel teşkil edeceği gibi kurulmuş olanın da sökülüp kaldırılmasını gerektirir.
Somut olayda kat mülkiyetli anagayrimenkulün çatısına kurulan güneş enerjisi sistemlerinin yukarıda açıklanan koşulları taşıyıp taşımadığı kesin olarak incelenip saptanmadan eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Bundan ayrı; Davalılardan Ş. Ö., İ. C., M. C., M. K., K. D. ve C. Ç.'ın kat malikleri olmadığı anlaşılmakla adı geçen davalıların kullandığı bağımsız bölümlerin numaraları saptanıp verilecek kararın bağımsız bölüm maliklerinin hukukunu yakından ilgilendirdiği gözetilerek onların da yöntemince davaya dahil edilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, Kabule göre de;
Karar gereğinin yerine getirilmesi için davalı tarafa Kat Mülkiyeti Yasası'nın 33. maddesi gereğince uygun bir süre verilmemiş olması, Doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi…
